üçüncü gün
 

 

umut indirdi altın kanatlarını,
kuyruğunu ısırdı karanlık
üçüncü günde böyle mi olur
böyle simsiyah boyanır mı aydınlık?

bir...
         iki...
                 üç...

bu üçüncü gün olmalı

siyah boyalar akıyor martıların kanatlarından
şaşkınlığı gizlemiştim ilk iki güne
üçüncü günde yaşlar dökülmüştü kahve fincanından

iplerimi kesmese sesin
sevmezdim boyalı çığlıklarını martıların.

oysa salacaktım bugün tutsak mısralarımı
bugün sönecekti senin yangının,

ben kendi yangınımda yakacaktım
yangından ilk kurtarılacakları

yeniden beyaz olacaktım ben
martılar yıkanacaktı yeniden

tek seferde gidecektin
bu kadar ses çıkarmayacaktı adımların
ne çok gidiş gizlemişsin günlere
dün gittin,
         bugün gidiyorsun,
                         gideceksin yarın...


artık yalnız siyahı duymak istiyorum

aydınlığından korktum bir kez,
sus artık ne olur,
hep karanlık kalsın İstanbul'um!


indirdi umut altın kanatlarını

çamurun içinde hem de, ağlıyor
uçmayı hepten unutmuş Pegasus,
bu üçüncü gün diyorum,
sus artık, ne olur sus,
                               n e
                                   o l u r
                                        s u s !

sözlerinden sadece gidişleri duyuyorum...

güvenmiştim sana;
                  m ı s r a l a r ı m ı
                  n a s ı l
                  ı s ı r d ı n ?

üçüncü gün...
Pegasus yitirmeden kanatlarını

bugün
bitmeliydi adımların...

 

 

özgün ulusoy
istanbul,
24.05.2003