film bitti


“Ne kadar çabuk bitti”
“Evet...”
“İnsan boşluğa düşmüş gibi hissediyor kendini”
"Evet..."
“Defalarca izleyebilirim daha, her karesinde biz varız filmin”
“Evet...”

Ve sessizlik çığlık atıyor... Derinden ve uzun... Sinema salonunda kimse yok, ikisinden başka. Çığlık kulaklarını tırmalıyor adamın, kızın nasıl olup da etkilenmediğini düşünüyor bundan. Konuşmak istiyor, konuşamıyor. Kız yanındaki koltuğa uzanıp paltosunu alıyor, sessizliğin çığlığına adamın çığlığı karışıyor:

“Gidecek misin?”
“Gitmeliyim.. Film bitti..”

Az önce filmi yansıtan perdeye adamın geleceğe ertelediği düşleri çarpıyor şimdi... Çarpıp yere düşüyorlar, bir bir. “Kırılacaklar” diye düşünüyor adam. Zaman dursun istiyor, kızın eline aldığı paltosunu yeniden yandaki koltuğa bırakmasını ve filmin yeniden başlamasını istiyor. Çok istiyor...

“Başroldesin ama” deyiveriyor adam
“Ama film bitti” diye yanıtlıyor kız.

Sessizlik bir çığlık daha atıyor.. Perdeye bakıyor adam... Çarpıp yere düşen düşlerini görüyor... Kırılıyorlar!

“Ben gideyim artık” diyerek ayağa kalkıyor kız, sanki adam hiç aşkı düşlememiş gibi!

Adamı salonun soğuk karanlığında terk edip kendi gerçekliğine gidiyor kız. Geriye kendi düşsel dünyasında terk edilen bir adam ve başrol oyuncusunu gerçekliğe kaptıran bir film kalıyor. Yeniden izlemek istiyor adam filmini.. Makara dönmeye başlıyor, ışık perdeye vuruyor, ve film kareleri bir kez daha salonu dolduruyor.

Adam ve kız görüntüde, boş bir sinema salonunda ikisi var yalnızca.. Adam'ın sesi vuruyor salonun duvarlarına:

“Film bitti... Şimdi sen kalkıp gideceksin, sanki ben hiç sana ağlamamış, perdeden yansıyan her karede saçlarına dolaşmamışım gibi. Paris metrosunda seninle kaybolmayı hiç düşlememişim gibi gideceksin.. Şimdi tanımadığımız tüm bu insanlar sana arka çıkacak ve hep beraber gideceksiniz... Ben kalacağım... Başa sarıp yeniden, yeniden izleyeceğim filmi....”

Başa sarıp yeniden, yeniden izliyor filmi...


özgün ulusoy
istanbul, 07.01.2004